Londra Gezilecek Yerler

Dünyanın en büyük turistik yerlerinden biri olan Londra her yıl 15 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlar. Canlı bir sanat ve eğlence merkezi olmanın yanında şehir İngiltere’nin başkentliğini de yapıyor. Şehre dünyanın en büyük kültür merkezi denilebilir. Kentte kraliyet saraylarından millet parlementosuna, Roma kalıntılarından kale ve katedrallere kadar keşfedilmeyi bekleyen onlarca tarihi mekanla birlikte kültürel unsur sizi bekliyor. Londra’da sıkılmadan gezmek, eğlenceli aktivitelere katılmak, yeni yerler görmek hayatınıza farklı tecrübeler katacaktır.

Buckingham Sarayı ve Muhafız Değiştirme Töreni

Buckingham Sarayı 1837’de inşa edilmiş. Kraliçe Victoria’dan bu yana Kraliyet Ailesi’nin Londra’daki konutu olmuştur. Kraliçenin sarayda olup olmadığını merak ediyorsanız bayrak direğine bakarak bunu anlayabilirsiniz. Eğer kraliyet sancağı yerinde dalgalanıyor ise kraliçe de saraydadır. Özel durumlar vesilesi ile arada kraliyet ailesi üyeleri merkezi balkona da çıkabilirler. Bu anlardan birine denk gelirseniz aile üyelerini görebilirsiniz. Sarayı gezmenin ve tadını çıkarmanın en kolay yolu ise Devlet Odaları, Queen’s Gallery ve Royal Mews turları için bilet satın almaktan geçer. Bu şekilde 4 buçuk saat gibi bir zaman diliminde hem sarayı gezer hem de muhafız törenini izledikten sonra sarayda keyifli bir öğle sonu çayı içebilirsiniz. İngiltere’nin en ikonik yapılarından biri olan Buckingham Sarayı şehrin tam kalbinde yer alır. Sarayda kültürel bir aktivite şeklinde gerçekleştirilen Muhafız Değiştirme Töreni saat 11:30 da büyük kalabalıklar önünde gerçekleştirilir. Bu renkli töreni izlemek ücretsizdir.

İngiliz Müzesi

Dünyanın en iyi antik koleksiyonlarından birini sergileyen British Museum antik dünyadan 13 milyondan fazla esere ev sahipliği yapıyor. Asur, Babil, Çin, Avrupa ve diğer yerlerden gelen paha biçilmez eserleri görmeye nereden başlayacağınızı belirlemek gerçekten çok zor olacaktır. Ancak çoğu turist müzenin en ünlü sergilerinden başlayarak müzeyi geziyor. Siz de öncelikle Parthenon’dan gelen Elgin Mermerlerini, Rosetta Taşını, II. Rameses’in muazzam gövdesini, Mısırlı mumyaları ve Mildenhall Hazinesi olarak bilinen 4. yüzyıl Roma gümüşlerini görerek müze gezinize başlayabilirsiniz. Bu müze geçmiş ve gelecek arasında bağ kuran gelen ziyaretçilere de bu hissi tam anlamıyla yaşatan bir mekandır. Bunun için müzeyi gezerken hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak gerekir. Kesinlikle müzeyi gezmek hayatınıza çok şey katacaktır.

Londra Kulesi ve Köprü Ayakları

Muhteşem Tower of London hapishaneden saraya, hazine odasından hayvanat bahçesine kadar yüzyıllar boyu bir çok farklı işlev için kullanıldı. İngiltere’nin en ikonik yapılarından biri olan bu muhteşem Dünya Mirası ülkenin zengin tarihi hakkında ziyaretçilerine büyüleyici bir güzellik sunuyor. Şehirde 1078 yılında William tarafından yaptırılan devasa Beyaz Kule ise 17. yüzyıldaki Krallar Şövalyesinin muhteşem silah görüntüleri ve zırhlarıyla dikkat çekiyor. Bu alanda yer alan Crown Jewels sergisi, Beefeaters ve Royal Nane gibi idamlarla ilgili korkunç sergiler de görülmeye değer. Thames Nehri’nin 61 metre yüksekliğinde ve nehrin iki yakasında yer alan Tower Bridge da Londra’nın en ünlü mekanlarından birini oluşturur. Bu mekanları gezmenin en iyi yolu ise tur biletleri satın almaktan geçer. Bu gezinizi hem daha ucuza hem de daha anlamlı hale getirecektir. Crown Jewels ve Beefeater Turu da dahil olmak üzere Tower of London giriş biletini satın alarak turun tadını çıkarabilirsiniz.

Büyük Ben ve Parlamento Binası

Dev saati ve 97 metrelik büyüklüğü ile gelen ziyaretçilerin dikkatini üstüne çeken bu çan kulesi Londra’nın simgelerinden biridir. Aynı zamanda kulede yer alan sinyal vericisi ise BBC radyosunun sinyal sağlayıcısı olarak biliniyor. Thames Nehri boyunca uzanan alanda  Parlamento Evlerini, Britanya hükümetinin konutlarını ve bir zamanlar William tarafından işgal edilen Westminster Sarayı’nı görebilirsiniz. Parlemento turları size canlı siyasi tartışmalar izlemek için eşsiz bir fırsat sunar. Bu farklı deneyimi yaşamak için Parlamento Meydanı’ndaki Whitehall’ü kesinlikle ziyaret etmelisiniz.

Hyde Park

350 dönümlük alanı kaplayan Hyde Park Londra’nın en büyük açık alanlarından biridir. 1635 yılından beri ziyaretçiler için bir uğrak yeri olmuştur.  Parkın en önemli özelliklerinden biri yüzme havuzu olarak popüler olarak kullanılan kısmın 18. yüzyılda yapay bir göl olarak inşa edilmesidir. Hyde Park’ta yer alan Apsley Evi de bu parkın sembollerinden biridir. Bu ev geçmişte Wellington Dükü’nün evi olsa da şimdi müze olarak kullanılıyor. Müze Wellness’in Sevilla Vatozu dahil olmak üzere muhteşem Wellington koleksiyonlarını içeriyor. Avrupalı ​​kralların hediyelerinin sergilendiği bir koleksiyona sahip olması da müzenin bir diğer önemli özelliğini oluşturuyor.

Churchill’in Savaş Odaları

Bir başka görülmeye değer alan ise Başbakan Winston Churchill’in II. Dünya Savaşı boyunca İngiliz askerilerini ve vatanının savunmasını yönettiği bugüne kadar korunmuş olan karargah merkezidir. Merkezde Churchill’in uyuduğu küçük hücreyi ve savaş zamanı konuşmalarını yayınladığı radyo stüdyosunu görebilirsiniz. Savaş döneminin canlı bir kanıtı olarak bu mekan korunmuş ve gelen ziyaretçilerine güzel bir tarihi varlık olarak savaş zamanını yaşatmaktadır.

Londra Gözlem Kulesi

Londra’nın bin yıl kutlamalarını sembolize etmek için 2000 yılında inşa edilen Avrupa’nın en büyük gözlem kulesi sunduğu 360 derece şehir manzarası ile gelen ziyaretçileri büyüler. Londra’nın en güzel manzaralarına şüphesiz buradan şahit olabilirsiniz. Sıra bekleyerek çıkabileceğiniz bu kulede gözlem süreniz 30 dakika kadardır.  Bilet alarak kesinlikle bu deneyimi yaşayın ve Londra’ya bir de bu açıdan bakın.

Hampton Court Sarayı

Thames Nehri çevresinde yer alan Hampton Court Avrupa’nın en ünlü saraylarından biridir. Sarayın en önemli mekanları 1540’dan kalma Saat Mahkemesi, Haunted Galerileri, Devlet Daireleri, Şapel, Kral Daireleri ve Tudor tenis kortundan meydana gelir. Sarayın bahçeleri özellikle mayıs ayında görülmeye değer. Sarayın özellikle Privy Bahçesi, Gölet Bahçesi, Elizabeth Örgü Bahçesi, Vahşi Doğa olarak bilinen Geniş Yürüme alanı kesinlikle görülmesi gereken diğer mekanlardandır.

Victoria ve Albert Müzesi

Müze Doğal Tarih Müzesi ve Bilim Müzesini içeren South Kensington merkezli müzeler grubunun bir parçasıdır. 1852’de kurulan Victoria ve Albert Müzesi yaklaşık 13 dönümlük alana sahiptir. Müzede 5000 yıllık sanat eseri koleksiyonu mevcut olup 145 galeri ile müze hizmet veriyor. Müzenin sergi koleksiyonları seramik, cam, gümüş, mücevher eserler yanında heykeller, baskılar ve fotoğraf sergilerinden oluşuyor. Londra gezinizde Victoria ve Albert Müzesi’nde yaşayacağınız tarihi ve mistik havayı tatmadan kesinlikle şehirden ayrılmamalısınız.

 Trafalgar Meydanı

Londra’nın en ünlü turistik yerlerinDen ikisi olan bu ünlü meydanlar gelen ziyaretçileri çok etkiler.Trafalgar Meydanı Lord Horatio Nelson’ın 1805’de Trafalgar’daki Fransız ve İspanyol zaferlerini anmak için inşa ettirdiği bir alandır.  56 metre uzunluğundaki granit bir anıt olan Nelson Sütunu da meydanda ziyaretçilerini bekliyor. Meydanı birçok galeri ve tarihi alan çevreleyip meydandan Londra’da görmeniz gereken birçok noktaya kolayca ulaşabilirsiniz.

St Paul Katedrali

Londra’da yer alan kiliseler arasında hiç şüphesiz St Paul Katedrali’nin yeri çok başkadır. Bu kiliselerden en ünlüsü ve en büyüğü bu katedraldir. St Paul Katedrali Roma tapınağının üst tarafında yer alır. Önceki katedral 1666 yılında çıkan yangında yok olmuş olsa da Sir Christopher Wren binayı tekrar tasarlamış. Bugün ikiz Barok kulesi ve muhteşem St Paul’s kubbesi ile İngiliz mimarisinin başyapıtı olarak hala ayaktadır. Gelen ziyaretçilerine mistik bir atmosferde muhteşem dakikalar yaşatan bu kutsal mabet ziyaretçilerini bütün özellikleri ile çok etkiler. Ayrıca katedralde iç mekanın muhteşem manzarasını izlemek için katedrale hakim merdivenleri çıkarak binayı içerden görsel anlamda keşfetmeyi unutmayın. St Paul Katedrali geziniz sırasında zamanınız yeterse Whispering Galerisi’ni de kesinlikle ziyaret etmelisiniz.

Tate Britain ve Tate Modern Galerileri

Bu iki galeri dünyanın en önemli sanat galerilerinden birini oluşturuyor. Galeriler 1897’de özel İngiliz sanatının ulusal koleksiyonunun temeli oluşturacak şekilde açıldı. Müze satın almalarını sürdürerek koleksiyonunu genişletti. Bir süre sonra müzede yeni yer ihtiyacı hissedildi. Ve İngiliz tarihi eserlerin kalıcı koleksiyonuna ev sahipliği yapan Thames Nehri’nin kuzey kıyısındaki Millbank’ta Tate Britain kuruldu. Bu iki galeri bu gün İngiliz tarihi eserlerinin bir çoğuna ev sahipliği yapmaktadır.Thames Nehri’nin iki yakasında yer alan bu iki galeri kesinlikle ziyaret edilmesi gereken noktalardandır. Sanatseverler yüksek hızlı feribot ile her iki galeri sitesini ziyaret edebilir ve bir gün boyunca hiç sıkılmadan bu alanda vakit geçirebilirler.

Kew Bahçeleri

Resmi olarak Kraliyet Botanik Bahçeleri olarak adlandırılan Kew Bahçeleri 300 dönümlük bir araziyi kaplar. Sayısız türde bitki arasında vakit geçirmek doğanın içine kendini bırakmak alanda yapılacak en güzel aktivitedir. 1756 yılında tasarlanan bahçeler 1841 yılında devlet mülkiyetine alınmış. 1897’de çeşitli eklentiler yapılan bahçelere çeşitli ücretsiz tur ile girebilirsiniz. Ayrıca alan yıl içerisinde sayısız müzik ve kültür etkinliğine ev sahipliği de yapmaktadır. Gezinizin bu etkinliklerden birisine denk gelmesi şüphesiz Kew Bahçeleri ziyaretinizi daha anlamlı hale getirecektir.

Ulusal Londra Galerisi

Dünyanın en iyi sanat müzeleri arasında yer alan Londra Ulusal Galerisi 1260’dan 1920 yılına kadarki Avrupa durumunun bir resmidir. Müzenin en önemli yanını ise hiç şüphesiz 15. ve 16. yüzyıllardaki Hollandalı Ustalar ve İtalyan Okulu koleksiyonları oluşturur. Müzede bununla birlikte birçok usta sanatçının eseri de yer alıyor. Leonardo da Vinci’nin eserleri, Michelangelo’nun Eşyaları, Van Gogh’un Ayçiçeği ve Monet’teki Waterlily Göleti müzede kesinlikle görülmesi gereken eserler arasında sayılabilir.